Diğer Yazılarımız
Mirasbırakanın Altsoyuna Yaptığı Karşılıksız Kazandırmalar ve Denkleştirme Yükümlülüğü
Türk miras hukukunda, mirasbırakanın sağlığında altsoyuna yaptığı karşılıksız kazandırmaların, miras paylaşımı sırasında diğer mirasçıların haklarını zedelememesi adına belirli kurallara tabi tutulduğu görülmektedir. Bu kuralların başında "mirasta denkleştirme" (iade) kurumu gelmektedir.
Bu yazımızda; Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları ışığında, hangi kazandırmaların denkleştirmeye tabi olduğu ve mirasbırakanın iradesinin bu süreci nasıl şekillendirdiği incelenmiştir.
1. Genel Kural: Denkleştirme Yükümlülüğü (TMK m. 669)
Türk Medeni Kanunu’nun 669. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; yasal mirasçıların, mirasbırakanın sağlığında kendilerine miras payına mahsuben yaptığı sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak amacıyla terekeye geri vermeleri veya hesaba katmaları genel kuraldır.
Kanun koyucu, özellikle altsoya yapılan bazı kazandırmaları "karine" olarak miras payına mahsuben yapılmış saymıştır. Bu kazandırmalar şunlardır:
-
Çeyiz,
-
Kuruluş sermayesi verme,
-
Malvarlığı devretme,
-
Borçtan kurtarma.
Aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmedikçe, bu tür kazandırmalar denkleştirmeye tabidir.
2. Denkleştirmeden Muafiyet ve Mirasbırakanın İradesi
Mirasbırakanın altsoyuna yaptığı kazandırmaların denkleştirmeye tabi tutulmaması mümkündür; ancak bu durum, mirasbırakanın açık irade beyanına bağlıdır.
TMK m. 669/2 ve Yargıtay uygulamaları, mirasbırakanın denkleştirmeye tabi olmama iradesini açıkça belirtmesinin (iadeden muaf tutma), yapılan kazandırmaların denkleştirme dışı kalması için yeterli olduğunu kabul etmektedir.
Bu irade beyanı genellikle şu yollarla yapılmaktadır:
-
Resmi Vasiyetname: Mirasbırakanın vasiyetnamesinde "yapılan kazandırmaların denkleştirmeye tabi olmayacağını" belirtmesi.
-
Miras Sözleşmesi: İlgili kazandırmanın denkleştirme dışı tutulacağına dair sözleşme hükmü.
3. İspat Yükü ve Somut Olay Değerlendirmesi
Hukukumuzda, bir kazandırmanın miras payına mahsuben yapılmadığını (yani denkleştirmeden muaf olduğunu) iddia eden taraf, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Dolayısıyla, kazandırmadan yararlanan altsoy, mirasbırakanın bu kazandırmayı kendisine "ekstra" olarak, miras payından bağımsız vermek istediğini kanıtlamalıdır.
Bu noktada Yargıtay kararları şu hususlara dikkat çekmektedir:
-
Geleceğe Yönelik Beyanlar: Mirasbırakanın vasiyetnamesinde yer alan açık hükümler, gelecekte yapılacak kazandırmalar için bağlayıcı olabilir.
-
Geçmişe Yönelik Beyanlar: "Tüm kazandırmaların denkleştirmeye tabi olmayacağı" şeklindeki genel beyanlar, geçmişte yapılan kazandırmaları da kapsayabilir; ancak her somut olayda kazandırmanın niteliği ve miras payına etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
4. Miras Payını Aşan Kazandırmalar
TMK m. 672 uyarınca, yapılan kazandırma mirasçının miras payını aşıyorsa, bu fazlalığın denkleştirmeye tabi olmaması için mirasbırakanın arzusunun bu yönde olduğunun ispatlanması gerekir. Aksi takdirde, miras payını aşan kısımlar da denkleştirme hesabına dahil edilir.
Sonuç;
Mirasbırakanın altsoyuna yaptığı sağlararası karşılıksız kazandırmalar, kural olarak denkleştirmeye tabidir. Bu kazandırmaların denkleştirme dışı tutulabilmesi için, mirasbırakanın resmi vasiyetname veya miras sözleşmesi ile aksi yöndeki iradesini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyması gerekmektedir. Aksi bir hüküm bulunmadığı sürece, kanuni karine gereği bu kazandırmalar miras payına mahsuben yapılmış sayılır ve terekeye iadesi veya hesaba katılması gerekir.
Her somut olay, kazandırmanın türü, tarihi ve mirasbırakanın irade beyanının şekli açısından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Av. Batu Atabek
Yasal Bilgilendirme: Bu metin, hukuki bir meselede genel bir çerçeve sunmak amacıyla ve yalnızca bilgilendirme hedefiyle kaleme alınmıştır. İçerdiği bilgiler, yazarın o anki hukuki görüşünü yansıtmakta olup, somut bir olaya veya kişiye özgü hukuki tavsiye, danışmanlık veya avukat-müvekkil ilişkisi kurma amacı taşımamaktadır.
Bu içeriğe dayanarak hukuki bir yola başvurulması, telafisi zor veya imkansız zararlara yol açabilir. Her hukuki durum, kendine özgü somut koşullar çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, mevcut hukuki sorununuzla ilgili olarak yetkili bir avukata danışmanız önemle tavsiye edilir.
Atıf Yapılan Kaynaklar ve Emsal Kararlar:
-
Türk Medenî Kanunu m. 669, 672


Detaylı Bilgi İçin İletişime Geçiniz. Danışmanlık ücretlidir. 2024 yılı itibarıyla Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen tarifeler doğrultusunda sözlü danışmanlık ücretleri 3.500 TL'den, yazılı danışmanlık ücretleri ise 6.000 TL'den başlamaktadır.
Av. Batu Atabek


