Muris Muvazaası Davalarında Yargıtay'ın Hukuki Prensipleri
Konuya ilişkin makalemiz
Konuya İlişkin Yargıtay Kararları;
Yargıtay 1. HD., E. 2012/9506 K. 2013/3752 (Davanın Reddi Gerektiği - Bozma Kararı)
Bu kararda, yerel mahkemenin kabul ettiği tapu iptal ve tescil davası, Yargıtay tarafından bozulmuştur. Yargıtay, devrin muvazaalı (hileli) olmadığına kanaat getirmiştir.
Kararın Önemli Kısımları:
-
Olay: Miras bırakan, dava konusu taşınmazın 1/2 payını eşi olan davalıya satış yoluyla devretmiştir. Davacı (muris ve davalının ortak oğlu) bu işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı olduğunu iddia etmiştir.
-
Hukuki İlke (Muvazaa Tanımı): Karar, muris muvazaasının genel tanımını yapar: Miras bırakanın, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı, tapuda satış gibi göstererek devretmesidir. Bu durumda hem görünürdeki satış sözleşmesinin (iradeye uymadığı için) hem de gizli bağış sözleşmesinin (şekil şartına uymadığı için) geçersiz olduğu ve tüm mirasçıların dava açabileceği belirtilir.
Değerlendirme Kriterleri:
Yargıtay, muvazaanın (gerçek iradenin) tespiti için şu olguların araştırılması gerektiğini vurgular: Ülke ve yörenin gelenekleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın makul bir nedeninin olup olmadığı, davalının alım gücü, satış bedeli ile gerçek değer arasındaki fark ve taraflar arasındaki beşeri ilişki.
-
Bozma Gerekçesi (En Önemli Kısım): Yargıtay, somut olayda muvazaa olmadığına hükmetmiştir. Gerekçesi:
-
Miras bırakan (koca) ile davalı (eşi) arasında karşılıklı taşınmaz devirleri yapıldığı tespit edilmiştir (Muris eşine pay devrederken, eşi de başka taşınmazlardaki paylarını murise devretmiştir).
-
Tapu iptalinde menfaati olan tanıkların dahi, işlemin muvazaalı olmadığı yönünde davalı lehine beyanda bulundukları görülmüştür.
-
Bu karşılıklı işlemler ve tanık beyanları değerlendirildiğinde, murisin iradesinin "mirasçıdan mal kaçırma" olmadığı sonucuna varılmıştır.
-
Yargıtay 1. HD., E. 2013/12770 K. 2013/16315 (Davanın Kabûlü Gerektiği - Bozma Kararı)
Bu kararda ise, yerel mahkemenin reddettiği tapu iptal ve tescil davası, Yargıtay tarafından bozulmuştur. Yargıtay, devrin açıkça muvazaalı (hileli) olduğuna ve davanın kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Kararın Önemli Kısımları:
Olay: Miras bırakan, maliki olduğu bahçeli kerpiç evi davalı oğluna satış yoluyla devretmiştir. Davacılar (diğer mirasçılar), işlemin bedelsiz ve hileli olduğunu iddia etmiştir.
Hukuki İlke ve Değerlendirme Kriterleri:
Bu karar da, bir önceki kararla birebir aynı hukuki ilkeyi (1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı) ve aynı değerlendirme kriterlerini (alım gücü, bedel farkı, beşeri ilişki vb.) tekrarlamıştır.
-
Bozma Gerekçesi (En Önemli Kısım): Yargıtay, somut olayda muvazaanın varlığını ispatlayan net deliller bulmuştur:
-
Resmi akitte gösterilen değer ile taşınmazın o tarihteki gerçek değeri arasında açık nispetsizlik (fahiş fark) bulunduğu saptanmıştır.
-
Devredilen taşınmazın, miras bırakanın tek malvarlığı olduğu tespit edilmiştir.
-
Davacılar da dahil olmak üzere tüm mirasçıların muris ile ilgilendikleri ve masraflarına katıldıkları belirlenmiştir (yani murisin davalıya özel bir minnet duyması için sebep yok).
-
Satışa rağmen miras bırakanın, ölene kadar taşınmazı kendisinin kullandığı (tasarruf ettiği) sabit görülmüştür.
-
Murisin terekesinden para çıkmamıştır (yani satış bedelinin ödendiğine dair bir iz yok).
-
Tüm bu olgular birleştiğinde, Yargıtay, temlikin bedelsiz, muvazaalı ve mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olduğu sonucuna varmış ve davanın kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir.
-
İki Kararın Ortak Sonucu:
Her iki karar da hukuki ilke ve muvazaanın ispatı için araştırılacak kriterler konusunda hemfikirdir. Aradaki fark, bu kriterlerin somut olaya uygulanmasından kaynaklanmaktadır. İlk kararda "karşılıklı devir" olması muvazaa iddiasını çürütürken , ikinci kararda "bedelsizlik", "gerçek değerle fahiş fark" ve "murisin ölünceye kadar kullanması" gibi olgular muvazaa iddiasını net bir şekilde ispatlamıştır.
Yasal Bilgilendirme: Bu metin, hukuki bir meselede genel bir çerçeve sunmak amacıyla ve yalnızca bilgilendirme hedefiyle kaleme alınmıştır. İçerdiği bilgiler, yazarın o anki hukuki görüşünü yansıtmakta olup, somut bir olaya veya kişiye özgü hukuki tavsiye, danışmanlık veya avukat-müvekkil ilişkisi kurma amacı taşımamaktadır.
Bu içeriğe dayanarak hukuki bir yola başvurulması, telafisi zor veya imkansız zararlara yol açabilir. Her hukuki durum, kendine özgü somut koşullar çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle, mevcut hukuki sorununuzla ilgili olarak yetkili bir avukata danışmanız önemle tavsiye edilir.
