top of page

Ortaklığın Giderilmesi Davalarında Yargıtay'ın Hukuki Prensipleri

Konuya ilişkin makalemiz

Konuya İlişkin Yargıtay Kararları;

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1933, K. 2025/2979 Kararı

  •  

    Kararın Özeti: Uyuşmazlık, zamanaşımına uğradığı tespit edilen bonolara dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın temelinde, taraflar arasında 26.02.2001 tarihli bir sözleşme ile kurulan adi ortaklık ilişkisi bulunmaktadır. Davacı, ortağın ortaklığa getirdiği sermaye bedelinin tahsilini talep etmektedir. Yargıtay, bu tür bir sermaye iadesi talebinin, aynı zamanda adi ortaklığın feshini ve tasfiyesini de kapsadığını ve taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin henüz sona ermediğini belirtmiştir.

  • Adi ortaklık ilişkisinden doğan davalar, Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesinin dördüncü bendi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak bu zamanaşımı süresi, ortaklığın sona erdiği andan itibaren başlar.

  •  

    Sonuç: Yargıtay, ortaklık ilişkisi sona ermediğinden zamanaşımı süresinin henüz başlamadığını , bu nedenle davalı ortağın zamanaşımı def'inin reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nin, ortaklığın haklı nedenle feshine ve tasfiyesine karar vererek, bu tasfiye sonucuna göre alacağı belirlemesi gerekirken , davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmesini hatalı bulmuştur. Bu gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi kararı BOZULMUŞTUR.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/11472, K. 2016/6667 Kararı

  •  

    Kararın Özeti: Dava, halk minibüsü ortaklığı işletmek üzere kurulan bir adi ortaklıktan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davalı, ortaklığa ait hat ve aracı satmış , davacı da bu satıştan payına düşen bedeli talep etmiştir. Uyuşmazlık, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.

  • Mahkeme, adi ortaklıktan doğan davaların TBK m. 147/4 (eski BK m. 126/4) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve bu sürenin ortaklığın sona ermesiyle başladığını kabul etmiştir. Ortakların tasfiye alacağını isteme hakkı, ortaklığın sona ermesiyle muaccel (talep edilebilir) hale gelir.

  •  

    Sonuç: Yargıtay, dosyadaki belgelere göre ortaklığın eylemli olarak sona erdiği tarihin (satışın yapıldığı) 28.07.2010 olduğunu , davanın ise 22.05.2014 tarihinde açıldığını tespit etmiştir. Bu durumda, beş yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı açıktır. İlk Derece Mahkemesi'nin, zamanaşımının dolduğu yönündeki "yanılgılı değerlendirme" ile davayı reddetmesi hatalı bulunmuştur. Karar, adi ortaklığın tasfiye hükümlerine (TBK 642 vd.) göre uyuşmazlığın çözümlenmesi için BOZULMUŞTUR.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/6373, K. 2013/7854 Kararı

  •  

    Kararın Özeti: Davacı, davalı kardeşine market işletmek ve inşaat yapmak amacıyla kuracakları bir adi ortaklık için yurt dışından paralar gönderdiğini , ancak davalının hiçbir işlem yapmadığını belirterek, gönderdiği paralar için yaptığı takibe itirazın iptalini ve ayrıca adi ortaklıktan kaynaklanan sermaye ve kâr payını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, itirazın iptali davasını zamanaşımı nedeniyle reddetmiş ve alacak davasını ayırmıştır (tefrik etmiştir).

  • Yargıtay, adi ortaklıkta alacak hakkının (ifa zamanı), ortaklığın son bulduğu tarihte doğacağını ve zamanaşımının da bu tarihten itibaren başlayacağını belirtmiştir.

  •  

    Sonuç: Somut olayda, taraflar arasındaki adi ortaklığın varlığı ve tasfiyesi ihtilaflı olduğundan, zamanaşımı süresinin henüz işlemeye başlamadığı gözetilmelidir. Mahkemenin, davanın esasını (TBK 620 vd.) incelemesi gerekirken davayı zamanaşımından reddetmesi hatalı bulunmuştur. Ayrıca, birbiriyle bağlantılı olan bu iki davanın usul ekonomisi gereği birlikte görülmesi gerekirken ayrılması (tefrik kararı) da doğru bulunmamıştır. Hüküm bu nedenlerle BOZULMUŞTUR.

Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/10269, K. 2013/16460 Kararı

  •  

    Kararın Özeti: Dava, 30 adet taşınmazda ortaklığın giderilmesi (paydaşlığın giderilmesi) istemine ilişkindir.

  • Karar, ortaklığın giderilmesi davalarının temel bir usul kuralına odaklanmaktadır: Taraf teşkili. Bu davalar, paylı veya elbirliği mülkiyetini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı ve taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Davayı paydaşlardan biri diğerlerine karşı açar ve tapu kaydındaki tüm paydaşların davada taraf olarak bulunması zorunludur. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece her aşamada re'sen (kendiliğinden) dikkate alınmalıdır.

  •  

    Sonuç: Yargıtay, dava konusu parsellerden birinde (... parsel), davalılar dışında başka paydaşların da bulunduğunu ve bu kişilerin davada taraf olarak yer almadığını tespit etmiştir. Mahkemenin, bu kişileri (sağ iseler kendilerini, ölü iseler mirasçılarını) davaya dahil ederek taraf teşkilini sağladıktan sonra işin esası hakkında karar vermesi gerekirken, bu eksiklikle karar vermesi hatalı bulunmuştur. Hüküm, taraf teşkili sağlanmayan parsele yönelik olarak BOZULMUŞTUR.

Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi, E. 2013/8145, K. 2013/10585 Kararı

  •  

    Kararın Özeti: Dava, 29 adet taşınmazda paydaşlığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkeme taşınmazların satışına karar vermiştir. Bu karar, "taraf teşkili" eksikliği ve "muhdesat" (bütünleyici parça) hesaplaması olmak üzere iki temel usul hatasına odaklanmaktadır.

  •  

    Taraf Teşkili: Önceki kararda olduğu gibi, Yargıtay davada bütün paydaşların yer almasının zorunlu olduğunu , ancak bazı parsellerde tapu paydaşlarının davaya dahil edilmediğini veya davacıların artık o parsellerde paydaş olmadığını tespit etmiştir.

  •  

    Muhdesat (Bütünleyici Parça) Hesabı: Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde, taşınmaz üzerindeki bina, ağaç vb. bütünleyici parçalar (muhdesat) da arsa ile birlikte satılır. Eğer bu muhdesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya tüm paydaşlar ittifak ediyorsa , mahkemece arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Toplam değer içinde arza ve muhdesata düşen paylar oranlanır. Satış bedeli, bu oranlar esas alınarak paylaştırılır; muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibine, geri kalan bedel (arsa bedeli) ise tüm paydaşlara tapudaki payları oranında dağıtılır.

  •  

    Sonuç: Somut olayda, bazı parsellerde muhdesatların kime ait olduğu başka bir mahkeme kararı ile tespit edilmiş olmasına rağmen , İlk Derece Mahkemesi'nin bu oranı dikkate almadan satış bedelinin sadece tapu paylarına göre dağıtılmasına karar vermesi hatalı bulunmuştur. Karar, taraf teşkili eksiklikleri, muhdesat hesabının yanlış yapılması ve paydaş olmayan kişilerin dahil edildiği parseller yönünden BOZULMUŞTUR. (Sadece iki parsele ilişkin hüküm ONANMIŞTIR ).

Yasal Uyarı

Sitemizin tüm hakları saklıdır. Sitemizdeki makalelerden ve içeriklerden edindiğiniz bilgilerle hareket etmeniz durumunda uğrayacağınız zararların sorumluluğu tamamen size aittir. Site içerisindeki bilgiler elimizden geldiğince güncel tutulmaya çalışılmakta olup güncelliğini yitirmiş bilgiler olabilir. Sitemizdeki bilgilerin güncelliğini garanti etmiyoruz. 

Herhangi bir davanız ile ilgili bir avukat arıyorsanız bulunduğunuz ildeki baroya kayıtlı herhangi bir avukata başvurunuz. İnternet sitemizdeki bilgi ve açıklamalar sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sitemizde yer alan bilgiler reklam amaçlı değildir. Kullanılan bütün içerikler Atabek Hukuk Bürosuna aittir. Ofisimizin açıkça yazılı izni olmadan logo ve sair bilgileri kullananlar hakkında yasal işlem yapılacaktır. Bu siteyi ziyaret ederek yukarıda yazılı şartları kabul etmiş sayılırsınız.

bottom of page